• slideshow1
  • slideshow2
  • slideshow3
  • slideshow4

Zihinde Canlandırma -Yaratıcı İmgeleme

Yorum :3
Kategori : Psikoloji
Zihinde Canlandırma -Yaratıcı İmgeleme

       Yaratıcı imgeleme; kişinin zihninde istenilen durum için kendisinin gördüğü, hissettiği, duyduğu bir canlandırma yapması, benzetme yaparsak bir video yaratmasıdır. Yaratıcı imgeleme; gerek “Tamamlayıcı Tıp” da iyileşmek için zihinsel tedavi olarak, gerek bizde oluşmasını istediğimiz davranış modelini yaşamımıza geçirmek için (NLP- Hipnoz), gerek de spor gibi fiziksel hareketleri daha kolay öğrenmek için zihnimizde önceden canlandırma yaparak gerekli sinir bağlantısını beynimizde oluşturmak amaçlı kullanılır. 

      Burada ilginç olan, beynin gerçek olanla gerçekmiş gibi olan şeye aynı ya da benzer ölçüde tepki vermesidir. Zihindeki gerçeği algılayış tarzımızın, sağlığımızı da etkilediği bilimsel bir gerçektir. Örneğin hastaya verilen plasebonun (hastanın ilaç sandığı gerçekte şekerden oluşan ve bedene hiçbir etki yapmayan hap) iyileşmeye etkisi gibi. Bu yaratıcı imgelemenin iyileşmeye etkisidir. Hipnoz gibi tedavi yöntemlerinde de bilinçaltındaki gerçekleri, değiştirmek için kullanılır. Kişisel gelişim bilgilerinde yaratıcı imgeleme; motivasyonu arttırmak ve güçlü hafıza için kullanılır. Kuantum Kodlama gibi enerji çalışmalarında da, yaşam enerjisini istediğimiz şeyin olma olasılığını arttırmak ve o şeyi yaşamımıza çekmek için kullanılır. Ancak şimdi, bunun fiziksel performansa etkisini inceleyeceğiz.

Yaratıcı İmgelemenin Fiziksel Performansa Etkisi

    Avusturyalı psikolog Alan Richardson, yaptığı deneyde, üç grup basketbol oyuncusunu alıp serbest atış konusunda, imgelemenin etkisini inceliyor. İlk grup günde yirmi dakika serbest atış çalışması yapıyor, ikinci grup hiçbir çalışma yapmıyor ve üçüncü grup ise sadece her gün yirmişer dakika kusursuz basket atışları yaptığını düşünüyor. Deney sonucunda hiç bir şey yapmayan grup hiçbir gelişme göstermezken, sadece fiziksel çalışma yapan grup %24 lük bir gelişme gösteriyor. Yalnızca imgeleme yapan grup ise şaşırtıcı bir şekilde %23 lük bir gelişme gösteriyor.

    Hebrew Üniversitesinden psikolog Shlomo Breznitz, birkaç grup askeri kırk kilometre yürütüyor ancak her gruba farklı bilgiler veriyor. Bazı gruplara otuz kilometre yürütüldükten sonra kendilerine on kilometre daha fazla gidecekleri bildiriliyor. Diğerlerini de altmış kilometre yürüyecekleri bildiriliyor ama gerçekte hepsi kırk kilometre yürüyor. Deney sonucunda Breznitz, askerlerin kanındaki stres hormonu düzeyinin gerçekte yürümüş oldukları değil de, zihnen kabullendikleri uzaklığı yansıttığını bulguluyor. Yani beden, gerçeğe değil de zihnen gerçek kabul ettikleri şeye göre tepki gösteriyor.

     Eski bir NASA araştırmacısı olan ve California, Berkeley’de Uygulamalı Bilimler Enstitüsü Başkanı Dr. Charles A. Garfield’in yaptığı araştırmada, dünya sıralamasına girmiş bir atletizm takımını 4 gruba ayırıyor. İlk grup süresinin %100 ünü eğitimle değerlendiriyor. İkinci grup bu sürenin %75 ini eğitimle değerlendiriyor ve geri kalan %25 ini ise elde etmeyi umdukları başarıları gözlerinde canlandırıyorlar(imgeliyorlar). Üçüncü grup ise eğitim süresinin %50 sini eğitimle, diğer %50 sini ise imgelemeye ayırıyor. Dördüncü grup ise bu sürenin %25 ini eğitime, %75 ini ise imgelemeye ayırıyor. Ve şaşırtıcı olan şu ki; New York, Lake Placid’deki,1980 Kış Olimpiyatlarında uygulamada en büyük başarıyı dördüncü grup gösteriyor ve bunu sırasıyla üçüncü, ikinci ve birinci grupları izliyor.

      Elbette sadece imgeleme gücüne dayanmayı savunmuyorum. Ancak bilinmesini istediğim; zihinde bir olayı canlandırmanın fiziksel performansa etkisi olduğu ve hayatta girişeceğimiz işler için, eğer zihnimizde yarattığımız modelin ‘kusursuz işlediğini’ ve ‘tam da istediğimiz gibi olduğunu’ imgelediğimizde potansiyelimizin de o oranda artacağıdır.

 Zihinde bir olayı canlandırmak fiziksel performansı etkiler ve hayatta girişeceğimiz işler için, eğer zihnimizde yarattığımız modelin ‘kusursuz işlediğini’ ve ‘tam da istediğimiz gibi olduğunu’ imgelersek, potansiyelimiz de o oranda artacaktır.

 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - - - - - - - - - - - - -
Zihinde Canlandırma -Yaratıcı İmgeleme başlıklı 5236 kişi tarafından okundu ve 3 kişi tarafından yorumlandı

Bir Yorum Yazın

  • aslan
    2014-01-08

    Mümkün olan sınırları keşfetmenin tek yolu, onları aşıp imkansıza ulaşmaktır. (Arthur C. Clarke) Zihinde canlandırma, zihinde olayları yaşıyormuş gibi prova etmektir. Zihinde canlandırma yaparken, herhangi bir deneyimi yaşıyormuş gibi beş temel duyu organımızı kullanırız. Deneyimi görür, işitir, dokunur, hisseder, koklar ve tadarız. Bu duyguların belli bir uyum içinde, gerçekmiş gibi yapılanması iç referanslarımızı oluşturur. Herhangi bir sporcuyu izledikten sonra hayran olup hareketlerini taklit ettiğiniz olur mu? Onun gibi yürüyor, vücudunuzu onun gibi kullanıyor, ses tonunu bile taklit ediyorsunuz. Raketi onun gibi açıyor, serbest atış yaparken topu onun gibi yere vurup potaya atıyorsunuz. Onun gibi şut atıyor, top sürüyor, servis atıyor, pas veriyorsunuz. Bunları zihninizde mükemmel yapıyor ve zihninizde hayranlık duyduğunuz sporcuyla özdeşleşiyorsunuz. Zihnimiz de aynı sistemle çalışır. Hiç oynamadığınız bir rakiple zihninizde oynayabilir, kendinizi çeşitli duyumlar ve değişik şekillerde hayal ederek bir iç deneyim kazanabilirsiniz. Zihin, çeşitli resimler oluşturarak, hiç yaşanmamış bir deneyimi yaşamış gibi algılar. Zihinde canlandırma çalışmasının önceliği, resimlerle düşünmedir. Bununla birlikte, ön deneyden daha fazla fayda sağlamak için, dinleme ve dokunma duygularının da kuvvetlendirilmesi gerekir. Kısacası, olması istenen durum nasıl bir gerçeklik oluşturuyorsa, zihinde bu deneyimin aynı şekilde yapılandırılması gerekir. Örneğin, bir basketbol takımı, antrenmanlarda rakip ve çevre koşullan gibi temel gelişmeleri de hesaplayıp sporcularını maça o şekilde hazırlamalıdır. Antrenmanlar, maç sıcak bir havada oynanacaksa sporcuların sıcağa, yağmurlu havada oynanacaksa yağmura ve diğer çevre koşullarına göre ayarlanmalıdır. Bunun yanı, sporcunun zihinsel hazırlığı, kazanmanın en önemli yanıdır. Oynanacak rakip zihinde canlandırılarak, maç içinde oluşması muhtemel stres, korku, zorlanma duygularına ve yenilgi, kazanma ya da beraberliğe göre takınılacak zihinsel tutumlar antrenmanlarda geliştirilir. Zihinde canlandırma, zor bir tekniğin öğrenilip uygulanması ile sakatlıkların iyileştirilmesinin de en önemli tekniklerinden birisidir.

  • arca
    2014-01-02

  • bilal can karaman
    2013-10-13

    ben hangi arabayım?

  
 
3+2 İşleminin Sonucu