• slideshow1
  • slideshow2
  • slideshow3
  • slideshow4

O'nun Hikayesi

Yorum :0
Kategori : Psikoloji
O'nun Hikayesi

Erkekle kadının binlerce yıldan beri bir arada yaşayıp, yine de birbirine yabancı olması en garip olaylardan biridir. Çocukları olur ama onlar hâlâ yabancıdırlar. Kadının yaklaşımıyla erkeğin yaklaşımı birbirine o kadar terstir ki, bilinçli bir çaba olmadıkça, olay senin meditasyonun haline gelmedikçe, huzurlu bir yaşam sürdürme ümidi yoktur. Bu benim en çok ilgilendiğim konulardan biri: nasıl seviştiğin ve meditasyon birbiriyle o kadar iç içedir ki, her aşk macerası kendiliğinden bir meditasyon ortaklığına dönüşür ve her meditasyon seni o kadar bilinçlendirir ki âşık olmaya ihtiyacın kalmaz, aşk içinde yükselebilirsin. Bilinçli bir şekilde seçerek arkadaş bulabilirsin. Meditasyonun derinleştikçe, sevgin de derinleşecek ya da tersi de olabilir: meditasyonun gelişip güzelleştiğinde, sevgin de büyüyüp olgunlaşacak. Ancak bu tamamen farklı bir düzlemde olur. Kocana meditasyon kanalıyla bağlı değilsin. Sadece birbirinizin bilincini hissetmek için sessizlik içinde, bir saat olsun hiçbir zaman oturmuyorsunuz. Ya kavga ediyorsunuz ya da sevişiyorsunuz ama her iki durumda da bedenle, fiziksel bölümle, biyolojiyle, hormonlarla bağlantılısınız. Birbirinizin en içteki özüyle ilgili değilsiniz. Ruhlarınız ayrı kalıyor. Tapınaklarda, kiliselerde ve evlendirme memurluklarında yalnızca bedenleriniz evleniyor. Ruhlarınız kilometrelerce uzakta. Partnerinle sevişirken, o anda bile, ne sen ne de partnerin ordasınız. O belki de Cleopatra'yı, Troya'lı Helen'i, bir sinema yıldızını düşünüyor. Sen de başka birini düşünüyorsun. Belki de bu yüzden kadınlar gözlerini kapalı tutar, kocasının yüzünü görmemek, rahatsız olmamak için.
 

Kadın Büyük İskender'i, Korkunç Ivan'ı düşünüyor ve kocasına bakıyor. Bütün hayalleri yıkılıyor. Kocası tam bir fareye benziyor.
 

Kutsal, meditatif, derin bir sessizlik olması gereken o güzel anlarda bile, o sırada bile sevdiğinle yalnız değilsin. Bir kalabalık var. Senin zihnin başka birini düşünüyor, karın da başka birini düşünüyor. O zaman yaptığın şey mekanik, robot gibisin. Biyolojik bir güç seni tutsak ediyor ve sen buna sevgi diyorsun.


Duyduğuma göre, ayyaşın biri sabah erken saatte sahilde bir adamı sınav çekerken görmüş. Ayyaş adamın etrafında dönmüş, sağından solundan dikkatlice incelemiş ve sonunda, 'Bu kadar özel bir ilişkiye karışmamalıyım ama kız arkadaşının gittiğini söylemek zorundayım. Şimdi gereksiz yere egzersiz yapma, önce kalk ve kızın nerde olduğunu bul!' demiş.
 

Görünüşe göre durum bu. Sevişirken, kadının gerçekten orda mı? Erkeğin gerçekten orda mı? Yoksa bir alışkanlığı, yapılması gereken bir şeyi, bitirilmesi gereken bir görevi mi yerine getiriyorsunuz?

 

Partnerinle uyumlu bir ilişki sürdürmek istiyorsan, daha meditatif olmayı öğrenmek zorunda kalacaksın. Tek başına sevgi yeterli değildir. Aşkın gözü tek başına kördür; meditasyon sevgiye göz verir. Meditasyon sevgiye anlayış kazandırır. Sevgin bir kez hem sevgi hem meditasyon haline geldi mi, yol arkadaşı olursunuz. O zaman bu artık iki kişinin arasında yaşanan sıradan bir ilişki değildir.
 

İlişki, yaşamın gizlerini keşfetme yolunda ilerleyen bir dostluğa dönüşür.
 

Erkek tek başına, kadın tek başına olduğunda, yolculuk çok sıkıcı ve çok uzun gelecek...geçmişte olduğu gibi.


Bu bitmek bilmeyen çatışmayı gören dinlerin hepsi ruhsal yoldan gitmek isteyenlerin karşı cinsten vaz geçmesi, rahip ve rahibelerin bekar olması gerektiğine karar verdi.
 

Ancak beş bin yıllık tarihte kaç tane rahip ve kaç tane rahibe kendi gerçekliğine ulaşmış ruhlar oldu?
 

Sayacağın isimler iki elin parmaklarını geçmez. Budist, Hindu, Hiristiyan, Müslüman, her dinden milyonlarca rahip ve rahibe geçti. Ne oldu?
 

Yol o kadar uzun değil. Hedef o kadar uzakta değil. Komşunun evine gitmek istediğinde bile, iki bacağına birden ihtiyaç duyacaksın. Tek bacak üzerinde zıplayarak ne kadar uzağa gidebilirsin?
 

Erkeklerle kadınlar sevgi dolu ve meditatif bir ilişkide, bütünün organik parçaları olarak, derin bir dostluk içinde bir arada olduklarında hedefe istedikleri anda ulaşabilirler. Çünkü hedef senin dışında bir yerde değil; hedef kasırganın merkezi, senin varlığının en içteki bölümüdür. Hedefi ancak bütün olduğunda bulabilirsin ve karşı cins olmadan bütün olmazsın.
Erkek ve kadın iki parçadır, bir bütünün iki yönüdür.
 

Bu yüzden kavga gürültüyle zaman kaybetmek yerine, birbirinizi anlamaya çalışın. Kendini diğer kişinin yerine koymaya çalış; bir erkeğin gördüğü gibi görmeye çalış, bir kadının gördüğü gibi görmeye çalış. Dört tane göz, iki tane gözden her zaman daha iyidir, tam bir görüş açısına sahip olursun; dört yöne de uzanabilirsin.


Yalnız bir tek şeyin hatırlanması gerekiyor: meditasyon yoksa, sevginin başarısızlığa uğraması kaçınılmazdır; başarıya ulaşması mümkün değil. Rol yapabilirsin, başkalarını kandırabilirsin ama kendini kandıramazsın. Derinde bir yerde sevginin vaat ettiği herşeyin sözde kaldığını biliyorsun.
 

Sevgi ancak meditasyon yoluyla yeni renkler, yeni müzikler, yeni şarkılar, yeni danslar üretmeye başlar, çünkü meditasyon sana karşı kutbu anlamanı sağlayacak içgörüyü kazandırır. Çatışma işte bu anlayış içinde kaybolur.


Dünya üzerindeki bütün çatışmaların nedeni yanlış anlamalardır. Sen bir şey söylersin, karın başka bir şey duyar. Karın bir şey söyler, sen başka bir şey duyarsın.
 

Otuz, kırk yıldan fazla birlikte yaşamış çiftler gördüm; hâlâ birlikte oldukları ilk gün kadar toy görünüyorlar. Hâlâ aynı şikayet: 'Söylediklerimi anlamıyor.' Kırk yıllık birliktelik ve sen karının söylediği şeyi tam olarak anlamanın, karının da senin söylediğin şeyi tam olarak anlamasını sağlamanın bir yolunu bulamadınız.
 

Sanırım bunun olması için meditasyondan başka bir yol yok, çünkü meditasyon sana sükunet, farkındalık, sabırla dinleme, kendini diğer kişinin yerine koyma kapasitesi gibi nitelikler kazandırıyor. Hiçbir şey olanaksız değildir ama doğru ilacı denemedik.
 

'İlaç' (medicine) kelimesinin 'meditasyon' (meditation) kelimesiyle aynı kökten geldiğini hatırlamanı istiyorum. İlaç bedenini iyileştirir; meditasyon ruhunu iyileştirir. İlaç, senin madde yanına şifa olur; meditasyon ruhsal yanına şifa olur.
İnsanlar birlikte yaşıyor ve ruhları yaralarla dolu; bu nedenle küçük şeyler onları çok fazla incitiyor.


Nasreddin Hoca bana sordu, 'Ne yapmalıyım? Ne desem yanlış anlaşılıyor ve hemen sorun'çıkıyor.' 'Tek bir şeyi dene: sadece sessizce otur, hiçbir şey söyleme,' dedim.

Ertesi gün onu daha da ümitsiz bir durumda buldum. 'Ne oldu?' dedim.
 

'Senden akıl istememem gerekirdi. Hergün kavga eder, tartışırdık ama bu yalnızca sözlü olurdu. Dün, senin verdiğin akıl yüzünden dayak yedim!' dedi.
 

'Ne oldu?' dedim.
 

'Sessizce oturdum. Bana bir sürü soru sordu ama ben sessiz kalmaya kararlıydım. O zaman karım, "Yani konuşmayacak mısın?" dedi. Ben sessiz kaldım. O zaman bana bir şeylerle vurmaya başladı!
 

Karım, "Herşey giderek kötüleşiyor. En azından birbirimizle konuşurduk; artık konuşamıyoruz bile," dedi,' diye anlattı Nasreddin Hoca.
 

'Bu gerçekten kötü,' dedim.
 

Nasreddin Hoca,  "Ne oldu?
'Kötü mü diyorsun? Bütün mahalle toplandı. Herkes sormaya başladı, "Ne oldu?

Neden konuşmuyorsun?" Birisi tahminde bulunup, "Şeytan ruhunu ele geçirmiş gibi görünüyor," dedi,' diye anlattı.


'Aman Tanrım, şimdi beni aptalın birine götürecekler, adam bana vuracak, şeytanı dışarı çıkarmaya çalışacak diye düşündüm. "Durun," dedim. "İçime şeytan girmedi. Sadece konuşmuyorum, çünkü söylediğim herşey kavgaya neden oluyor. Ben bir şey söylüyorum, karım da bir şey söylemek zorunda kalıyor. Sonra ben bir şey söylemek zorunda kalıyorum ve kimse bunun nerde biteceğini bilmiyor," dedim. Sadece sessiz bir şekilde meditasyon yapıyordum, kimseye zararım yoktu ve birden bütün mahalle bana düşman oldu!'
 

İnsanlar hiç anlayış olmadan yaşıyor. Bu yüzden, ne yaparlarsa yapsınlar felaketle son bulacak. Bir adamı seviyorsan, ona verebileceğin en güzel hediye meditasyon. Bir kadını seviyorsan, elmas bir yüzüğün kıymeti yok; meditasyon çok daha kıymetli bir hediye olacak ve yaşamınızı katıksız bir keyfe dönüştürecek.
 

Potansiyel olarak katıksız bir keyif yeteneğine sahibiz ama bunu nasıl yapacağımızı bilmiyoruz.
 

Yalnızken, üzüntünün doruklarındayız. Birlikte olduğumuzda, tam bir cehennem!
 

Jean-Paul Sartre gibi büyük bir zekâya sahip bir adam bile, başka birinin varlığının cehenneme benzediğini, yalnız olmanın daha iyi olduğunu, başka biriyle yapamayacağını söylemek zorunda kaldı.
 

O kadar kötümser oldu ki, başka biriyle olmanın imkansız olduğunu, diğer kişinin cehennem olduğunu söyledi. Genel olarak haklı.
 

Meditasyonla diğer kişi cennetin olur. Jean-Paul Sartre'ın meditasyon konusunda en ufak bir fikri yoktu.
 

Batı'lı insanın kederi budur. Batı'lı yaşamın güzel yanlarını kaçırıyor, çünkü meditasyon hakkında hiçbir şey bilmiyor. Batı'lı insan yaşamın güzel yanlarını kaçırıyor, çünkü aşk hakkında hiçbir şey bilmiyor.


Bana göre, erkek ve kadın nasıl bir bütünün iki yarısıysa, sevgi ve meditasyon da öyle. Meditasyon erkektir; sevgi de kadın. Meditasyonla sevginin buluşması, erkekle kadının buluşmasıdır. Bu buluşmada ne erkek ne de kadın olan aşkın insanı yaratırız.
 

Yeryüzünde aşkın insanı yaratmadıkça, fazla umut yok.

 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : -
O'nun Hikayesi başlıklı 1610 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu