• slideshow1
  • slideshow2
  • slideshow3
  • slideshow4

Neden Olmasın?

Yorum :0
Kategori : Psikoloji
Neden Olmasın?

Biz yetişkinler umudun, sevginin ve yaşamın anlamını ne kadar biliyoruz acaba?

Olgun olmak adına, mantıklı olmak adına, her zaman doru olanı yapmak adına, hırslarımız adına, eskiden sahip olduğumuz umudun, sevginin saflığının ne kadarını kaybettik?

Elbette seviyoruz birilerini. Elbette umutlarımız var hala. Elbette güzel bir yaşam için çabalıyoruz. Ve bu çabalamanın içinde, arasına pembe renklerin karıştığı saflığımızı, el değmemişliğimizi nerelere harcadık?

İtiraz etmeyin lütfen. Dürüst olalım biraz kendimize karşı. 

En son ne zaman mutlu bir haber aldığınızda, sokak ortasın da kimin ne düşündüğüne aldırmadan, içinizden geldiği gibi çığlık attınız?

Vitrinde sadece hoşunuza gittiği ve sizi heyecanlandırdığı için sonunu hiç düşünmeden, cebinizde kalan son parayla ihtiyacınız olmayan bir şeyi aldınız?

Çevredekilerin ne diyeceğini aklınızın bile ucuna getirmeden, sevdiğinizin dudaklarına yapışıp, öptünüz?

Otobüste yolcuların varlığından habersiz, “Toplum içinde yüksek sesle konuşulmaz” kuralını çiğnercesine arkadaşlarınızla kahkahalar attınız ve hiç huzursuzluk duymadınız?

Birilerini değiştirmeye çalışmadan, olduğu gibi kabullendiniz?

Mutluluğun herhangi bir şeye bağlı olmadan da yaşanabileceğini hissettiniz?

Biri size bir şeker uzattığında, bu armağan sizin için o anda her şey oldu?

Karşılığında hiçbir beklentiniz olmadan sadece sevmek için birini sevdiniz?

Zorlukları ve gerçekleri umursamadan, bir şeylerin olmasını katıksız umut ettiniz?

Bir bahçeden gizlice elma aşırıp, suları çenenize akarcasına yediniz?

Birine aşık olup, sadece onu görmek için sık sık gittiği bir kafede saatlerce oturup beklediniz ve canınız hiç sıkılmadan kalbiniz bir kuş gibi çırpındı?

 

 En son ne zaman…?


“Ben bu tür şeyleri arada bir yaparım” mı diyorsunuz? Eğer cevabınızda gerçekten dürüstseniz, tebrikler! İçinizdeki gencin ve çocuğun sesini hala duyuyorsunuz demektir. 

“Ben zaten hiç böyle şeyler yapmadım ki” mi diyorsunuz? O zaman şöyle sorayım; yapmayı hayal ettiğiniz bile mi olmadı?

 Çoğumuz; sevgiyi beklentilerle harmanladık. Umudu engellerle yoğurduk. Yaşamı sahip olamadıklarımızla pişirdik. Sonuçta ortaya çıkan yemek ise, eskisi gibi lezzetli değildi. Sanki tuzu mu biraz fazla, yoksa yağı mı az koyduk?  Acaba bizim ağzımızın tadı kaçmış olmasın?!

Çocukluğumuzda ve gençliğimizde zihnimizde yarattığımızdan çok farklı bir dünyayla karşılaştığımızda, sanki içimizden bir parça bizi terk ediyor.

Yaşamın herkes için hazırladığı acı sürprizlerle karşılaştığımızda, hayatımızdaki yapmacık gülücüklerin sayısı artmaya başlıyor.

Sonuna kadar güvendiğimiz insanların bize oynadıkları oyunlar, zehirliyor zihnimizi.

Kırılan kalbimizle baş başa kaldığımızda, verdiğimiz onca sevginin karşılığında aldığımız acımasızlığın arasında umutlarımız tükeniyor.

“Neydim, ne oldum” diye sorarken kendimize, özlem duyuyoruz tüm bunların hiç farkında olmadığımız o yaşlara.

İşte ben de geçenlerde kapıldım gittim bu karamsar duyguların ardına. Sordum kendime: “Acaba şimdi uğraşsam, anlatabilir miyim duygularımı o kadar masumca?”

“Elbette, neden olmasın?” dedi içimdeki ses ansızın. Aslında cevap çok basitti: Neden olmasın?

İş yerimden fırladım sokağa. Sanki içimde bir çiçek açmıştı,  kokusu çok tanıdık.

Gülümsüyordum, otuz iki dişim dışarıda. İnsanlar bana bakıyordu, ben de onlar baktıkça daha çok gülümsüyordum. Sanki içimi bir coşku kaplamıştı.

Simitçiden bir simit aldım. “Hayat işte senin bu simitlerin kadar güzel!” dedim simitçiye, ardımdan “Her geçen gün birileri keçileri kaçırıyor, ne olacak bu dünyanın hali” dercesine bakarken.

Oyuncakçıya giderek en sevdiğim oyuncak bebeklerden birini aldım, elektrik faturasının parasıyla. Ne yapalım, ben de karanlıkta oynarım artık!

Hep yapmak istediğim ama ayıp olur diye cesaret edemediğimi yaptım nihayet. Sık sık hesaba para yatırmaya gittiğim bankaya gittim. İşlemleri yapan delikanlıya yaklaştım. Onun “Ben yakışıklıyım ve sen de tüm kızlar gibi bana yanıksın” diyen suratına gülümsedim. “Bak gördün mü çarpıldın bana” dercesine attığı bakışa, cevap verdim; 

“Farkındayım çok yakışıklısın. Ama senin adına çok üzgünüm. Birileri sana aşık olsa bile sen onları sevemeyeceksin. Çünkü çoktan birine aşık olmuşsun; kendine”

Oh nasıl rahatladım anlatamam. Yüzüme daha da yayılan bir gülümsemeyle oradan ayrıldım. Bir dilenciye “Kendine yazlık da alırsın artık.” diyerek para verdikten sonra yeni hedefime doğru yola çıktım. 

En sonunda hızla kendimi eve attım. Oyuncak bebeğimin saç modelini değiştirdim. 

Sonra “Çılgın Müge yeter artık, şimdi büyüme zamanı” diyerek kendimi koltuğun üzerine bıraktım. Gözlerimi kapattım ve defalarca bu birkaç saatin içinde yaptıklarımı gözümde canlandırarak tadını çıkardım.

Yeniden doğmuştum. İçimde anlatılması imkansız bir enerji kıpır kıpırdı. Kalktım, temizlik yaptım, bulaşık yıkadım, ütü yaptım, yemek pişirdim. İşin ilginci tüm bunlardan inanılmaz zevk aldım.


Değerli küçüklerim; içinizdeki coşkuyu, yaşama tutkuyla bağlanmanızı sağlayan o saf duyguları hep koruyun. 

Büyüklere özeniyorsunuz belki ama siz büyüdükçe ve kaslarınız geliştikçe, onlara binen yükün ağırlığı da artacak. Bu yükün içinizdeki saf yaşamı ezmesine engel olun.

Yaşam size ne getirirse getirsin, siz onlara sahip çıkın. Yaşadığım bu günün ardından bir kez daha anladım ki, bu katıksız duygular bizim en değerli hazinelerimiz. Yaşamdaki olumsuzlukların onları çalmasına izin vermeyin. 

Ve kim ne derse desin, büyüdüğünüzde arada bir çocuk olmayı hep hatırlayın.


Sevgili büyüklerim sizden bir ricam var. Lütfen haftada bir gününüzü ya da hiç olmazsa birkaç saatinizi yeniden çocuk olmaya ayırın. Bunu kendiniz için yapın. Yeni bir yaşam enerjisiyle dolacaksınız. Size sıkıntı verenler bile eskisi gibi boğamayacaklar sizi. Çünkü siz onları çocuk gözleriyle görecek, kulaklarıyla duyacak ve yüreğiyle hissedeceksiniz.

Demeyin ne olur bana; “Benim ne kadar çok sıkıntım var senin haberin var mı? Ben nasıl çocuk olayım?”

Ben size hep öyle olun, hep öyle kalın demiyorum ki. Sadece birkaç saat. İnanın bunu hak edecek kadar değerlisiniz. Eğer bu size bu kadar zor geliyorsa size bir hikaye anlatacağım:


Bilim adamları köpekbalıkları üzerinde deneyler yapmışlar.

Köpekbalıklarını büyük bir akvaryuma koymuşlar. Akvaryumun içine köpekbalıklarının yemeyi çok sevdikleri küçük balıklardan atmışlar. Tahmin edeceğiniz gibi, köpekbalıkları, o küçük balıkları büyük bir iştahla yiyip bitirmişler.

Sonra akvaryumu cam bir levha ile ikiye ayırıp, bir tarafa köpekbalıklarını diğer tarafa küçük balıkları koymuşlar. Köpekbalıkları küçük balıkları yemek için her hamle yaptıklarında, burunlarını cam levhaya çarpıyorlarmış. (En hassas yerleri burunları olduğu içinde oldukça canları yanmış olsa gerek)

Bir süre sonra cam levhayı kaldırmışlar. Ama küçük balıklar küçük balıklar neredeyse ağızlarının içinde yüzmelerine rağmen, onları yememişler.

Bilim adamları bu duruma “Öğrenilmiş Çaresizlik” adını vermişler.


İşte sevgili büyüklerim; eğer “Yapamam” diyorsanız siz de bir öğrenilmiş çaresizliğin içindesiniz demektir. Köpekbalıklarının küçük balıkları rahatlıkla yiyebilecekleri halde yememeyi çaresizce öğrendikleri gibi, sizde yeniden çocuk olabileceğiniz halde olamayacağınızı öğrenmiş haldesiniz. 

Yapamayacağınıza, olamayacağınıza inanarak, içinizdeki çocuğu, gençliğin coşkusunu derinliklerinize gömüyorsunuz.

Bir şey yapana kadar zordur. Yaşantınızda üşendiğiniz şeyleri düşünün, üşenerek sürekli ertelediğiniz. Mecbur kalıpta yaptığınızda, aslında göründüğü kadar zor olmadığını fark edersiniz. Artık kolaylaşmış ve basitleşmiştir.

Olayların içeriğini belirleyen bizim onlara olan yaklaşımlarımızdır. Zor diyorsak zordur, kolay diyorsak ta kolaydır. İşte bu kadar! Hiçbir şey göründüğü kadar karmaşık değildir, pireyi deve yapmadığımız sürece!


Bu sebeple tek yapmanız gereken “ Neden olmasın?” diye sormak. Bir soruyla başlayacak ve yeni bir başlangıçla sonlanacak gününüz.


Hadi, durmayın, sorun kendinize;


“Neden olmasın?”

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - -
Neden Olmasın? başlıklı 2867 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu