• slideshow1
  • slideshow2
  • slideshow3
  • slideshow4

Üstün Dökmenin Yazıları

Yorum :0
Kategori : Kişisel Gelişim
Üstün Dökmenin Yazıları

Küçük Şeylere Dikkat Öğrenilebilir - Kadınların empatik becerilerinin gelişmişliğinde, bir biyolojik temel, bir genetik yatkınlık da bulunabilir. Ama kadın--erkek ilişkilerinden kaynaklanan öğrenme, anneleri ve çevredeki diğer kadınları örnek alma da etkili olmuş olabilir.


Empati, doğuştan sahip olunan bir özellik değildir. Araştırmalar, kadın--erkek herkesin empatik becerisinin eğitim yoluyla geliştirilebileceğini, empati kurmanın öğrenilebilen bir şey olduğunu göstermektedir.
 

Dikkat konusuna ayrıntılı olarak girmeden, bu konudaki klasik bir araştırma sonucuna değinmek istiyorum: Belli mesleklerdeki kişiler, meslekleriyle ilgili şeylere giderek daha fazla dikkat eder hale geliyorlarmış. Örneğin, terziler
insanların elbiselerine, berberler saçlarına, ruh sağlığı uzmanları yüz ifadelerine daha fazla dikkat ediyorlarmış.
Bir tiyatro salonunu, küçük bir deliği bir saniye açıp kapatarak bir tiyatrocuya gösterdiğinizde seyirci yoğunluğunu, bir itfaiyeciye gösterdiğinizde ise salonda kaç kapı olduğunu algılıyormuş.


Bunlar ve benzeri örnekler, küçük şeylere dikkat etmenin, aslında öğrenilebilen bir şey olduğunu göstermektedir. Belirli ortamlar, belirli yaşam koşulları bize bazı şeylere özellikle dikkat etmeyi öğretir.
 

Bildiğim kadarıyla biz Türkçe'de kara iki ad veririz: Kar ve kırç. (Kırç, diş diş olmuş eski kardır.) Eskimolarda ise otuza yakın kar adı vardır. Kültürlerdeki bu farklılıklar, yaşam şartlarından kaynaklanıyor olsa gerek.
 

Bence bu konudaki en çarpıcı örnek, her toplumun kendi üyelerini birbirine benzemez, öteki toplumları ise benzer
algılamasıdır.

Çinliler Birbirine Benzer mi?
 

Küçük yaşlardan itibaren yakın çevrelerindeki insanların "Çinliler birbirlerine benzer mi?" sorusuna, doğu ve Orta
Asya dışında oturan pek çok kişi "Evet" cevabını veriyor.
 

Ama Çinlilere sorduğunuz zaman onlar da "Biz Çinliler birbirimize benzemeyiz, batılıların hepsi birbirine benzer" derlermiş.
 

Bize göre zenciler, Çinliler birbirine benzer. Ama biz benzemeyiz. Niye?


Galiba olayın açıklaması şu: içinde yaşadığımız toplumda, küçük yaşlardan beri yakından tanıdığımız çok sayıda
insan vardır. Böyle olunca bunların yüzleri arasındaki küçük farklılıkları yakalayabiliriz. Yeterli sayıda Çinliyle,
yeterince uzun süre birlikte kalmadığımız için de, Çinlilerin yüzleri arasındaki farklılıkları fark edemeyiz ve
hepsinin birbirine benzediğini düşünürüz.
 

Küçük farklılıkları yakalayamamak, ötekileri yanlış algılamamıza, zaman zaman da mutsuz olmamıza yol açar.
 

Bir arkadaşım anlattı. Havaalanında bir grup Türk oturuyorlarmış. Birkaç Japon çocuk bunların karşına geçmiş, baş ve işaret parmaklarıyla gözlerinin altını ve üstünü çekiştirip, yani çekik gözlerini yuvarlak hale getirmeye çalışarak bir yanda da "Hımm.. " sesi çıkarıyorlarmış. Birkaç kişinin bunlar bizimle dalga geçiyor diye canı sıkılmış. Arkadaşım ise "Kızmayın, biz
de küçükken Çinlilerin karşısına geçip, parmaklarımızla gözlerimizi iki yana çekiştirip 'Hımmm... ' derdik"
demiş.
Galiba herkes, kendi gözünün, kendine ait her şeyin normal olduğunu, ötekilerde ise bir tuhaflık bulunduğunu
düşünüyor.
 

Küçük şeylere dikkat etmenin önemi galiba bir de dil konusunda ortaya çıkıyor. Anadili Türkçe olanlar için "cam" ve "çam" sözcüklerini birbirinden ayırt etmek kolaydır. Ancak Türkçe'yi ileri öğrenmeye çalışan, anadili Hint-Avrupa dili olan batılılar için c'yi ç'den ayırt etmek zordur. Bizim için de İngilizce'nin farklı t'larını (the ile tree'yi) ayırt etmek güç. Yüzler arasındaki küçük farklılıkları yakalamak da kültürle, öğrenmeyle ilgili.
 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - -
Üstün Dökmenin Yazıları başlıklı 2029 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu