• slideshow1
  • slideshow2
  • slideshow3
  • slideshow4

Olumlu Düşünce ve Polyanna

Yorum :0
Kategori : Kişisel Gelişim
Olumlu Düşünce ve Polyanna

"Olumlu düşünce” kavramını eminim ki çok sıkça duyuyorsunuz. “ Polyanna” ile yayılmaya başlayan “Olumlu düşünce” akımı, günümüzde kişisel gelişimin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Aslında birçok dinin özünü oluşturan “Olumlu düşünce” kavramından son yıllarda sıkça bahseder olduk.

Ancak ortak noktaları olsa da, Kişisel Gelişim alanında ele alınan “Olumlu düşünce” kavramının Polyanna ile zıt düştüğü noktalar vardır. 

Olumlu düşünce, zihnimizi bardağın boş tarafından ders çıkartıp, doluyu da görmeye alıştırmaktır.

Olumlu düşünce, olaylar karşısında güçlü olabilmek, arzuladığımız sonuca ulaşabilmek için ihtiyacımız olan kaynakları harekete geçirmektir.

Olumlu düşünce özünde Polyanna’dan çok farklıdır. Oyuncak bebek beklerken, kutudan koltuk değneği çıktığında “Olsun, üzülmek yerine, bu koltuk değneklerine muhtaç olmadığım için mutluyum” demek asla değildir.

O zaman her kazık yediğimizde “Olsun, benim elimde daha güzel şeyler var!”,

Sevgilimiz bizi aldattığında “Aman canım boş ver, erkek mi yok dünyada!”, 

İflas ettiğimizde “ Herkes iflas eder, bende kredi alır, yeni bir iş kurarım”, 

Eşimiz bizi dövdüğünde; “Neyse önemli değil, iki güne geçer, yine sokağa çıkabilirim.”,

Çocuğumuz sınavı kazanamayınca; “Bu kazanamadı ama sorun değil, diğeri kazandı ya, onu kurtardık”

diyelim. 

Allah aşkına, ben sustum, siz söyleyin. Ne kadar gerçekçi geliyor tüm bunlar size?

Dayanamıyor, tekrar konuşuyor ve diyorum ki: Hiç

Olumlu düşünce, yaşadığımız olaylar karşısında sarsılmamak, acı çekmemek ya da öfkelenmemek olarak anlaşılmamalıdır.

Her olay bizi güldürecek diye bir kaide yoktur. Gülmek ya da üzülmek bizim seçimimizdir. İşte Olumlu düşünce her ikisi arasında dengeyi yakalayabilmektir.

Denge tam burada başlar. Gerekli ölçüde tepkimizi verdikten sonra ihtiyacımız olan dersi çıkarıp, olumlu tarafı da görebildiğimiz anda.

Eğer olayın karanlık yüzüne saplanıp kalır ve acıdan çıkamazsak, ilerleyemez ve mutsuzluğa davetiye çıkarmış oluruz.

Öte yandan, olumsuzluğu yok sayıp, sadece olumlu olanı görmekte bizi gerçeklerden uzaklaştırıp, bir daha ki sefere benzer olumsuzluklara düşme ihtimalimizi arttırır.

Hepimizin hayatta beklentilerimiz var. Kendimize; mutluluğun, huzurun, başarının günümüzü aydınlattığı, tutkularımızla kucaklaştığımız bir dünya yaratmak için umutla mücadele ediyoruz.

Bu beklentilerimize giden yol; öyle dümdüz bir otoban değildir. Yani gazı kökleyip, saçlarımız rüzgarda uçuşurken, sevinç çığlıkları atarak gideceğimizi düşünmek biraz aşırıya kaçmak olur. Bizi bekleyen yol daha çok, yokuşların olduğu, sık sık nereye gideceğimizden şüpheye kapılacağımız sapaklarla dolu, yer yer çamura saplanacağımız bir yoldur.

Bu yolda dayanmak, yokuşları tırmanmak, doğru sapağı seçmek ve çamurdan kurtulmak için Olumlu düşünceye ihtiyacımız vardır. Çünkü Olumlu düşünce, zorlukları atlatmak için kendi kendimize uyguladığımız bir zihinsel programlama sürecidir.

İşinizde iki ortaksınız. Ortağınızla iyi anlaştığınızı düşünüyorsunuz. Hatta aranızda dostça bir ilişki var. Ancak sorumsuzca davranışları sizi zaman zaman rahatsız ediyor. Gün geçtikçe de bu rahatsızlık artıyor. Derken günün birinde onunla yollarınızı ayırmaya karar veriyorsunuz. Bu ayrılık anında, onun tuttuğu hesapların sizin “Dostluk” kavramınızla uzaktan yakından alakası olmadığını gördüğünüzde beyninizden vurulmuşa dönüyorsunuz.

a) Bu olanlara asla inanamaz ve inanmamaya devam edersiniz. Her fırsatta; “İnanamıyorum, bunu nasıl yapar?” diye sorarak, bir şeylerin değişmesini umarsınız. Hatta bununla da yetinmez: “Ben bunu nasıl fark etmedim, ne kadar da salakmışım” diyerek, olumsuzluğun zihninizde sürekli çalan bir kaset gibi programlanmasını sağlarsınız.

Böylesi bir tabloda, takılıp kaldığınız olumsuzluk yüzünden işinizi aksatacağınız aşikardır. Ayrıca bu sıkıntıyı ailenize de yansıtacak olmanız kimseyi şaşırtmayacaktır. Sonuçta işinizden dahi olmanız kaçınılmazdır.

b) “Boşver, sen işine bak. Adam ne yapacaksa yapmış. Niye canını sıkacaksın ki” şeklinde bir düşünce ile işinize devam edersiniz. Tabi bu durumdan herhangi bir ders çıkarmayıp, vurdumduymazca yaklaştığınızdan ilk fırsatta aynı kazığı yiyeceğiniz bir ortak bulmakta zaman kaybetmezsiniz. Bu tabloda da her defasında aynı kazığı yiyerek, yine işinizden olmanız muhtemeldir.

c) “ Bunu önceden fark etmemi sağlayacak neyi gözden kaçırdım?” “ Hangi davranışlarından, bana bunu yapacağını tahmin edebilirdim?” “Bir dahakine nasıl davranmalıyım?” “Dostça yaklaşımım, görmeme engel olmuş olabilir mi?” “ Kendim için nasıl bir çizgi oluşturmalıyım?” “Hangi yönüm, fark etmeme engel oldu?” şeklinde sorularla, bir dahakine daha temkinli ve uyanık olmanızı sağlayacak dersleri çıkarır ve deneyimlerinize eklersiniz.

Ardından; “ Bu olanlara rağmen, ondan kazandıklarımla artık daha güçlü ve tecrübeliyim. Yoluma devam edecek ve tecrübelerim sayesinde daha başarılı olacağım. Çünkü her geçen gün gelişiyor ve güçleniyorum” düşüncesini her fırsatta, sık sık tekrar ederek, inanmanızı sağlarsınız.

Doğru stratejiyle uygulayacağınız Olumlu düşünce, sizi olumlu programlayacaktır. Aksi takdirde koltuk değneğine sevinirken, arzuladığınız o bebeğe sahip olmayı unutabilirsiniz!

 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - - - - - -
Olumlu Düşünce ve Polyanna başlıklı 3506 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu