• slideshow1
  • slideshow2
  • slideshow3
  • slideshow4

Ne Kadar Gerçeksiniz?

Yorum :0
Kategori : Kişisel Gelişim
Ne Kadar Gerçeksiniz?

 İnsan insanı programlar. Zihinsel yapımızın bir sürecidir bu. Söylenen sözcükler, davranışlar bizim zihnimizde hızla birer programa dönüşürler. Bu sadece çocuklukta yaşanan bir durum değildir. Her yaştaki insanın birbirlerinin zihni üzerinde etkisi söz konusudur. Bir çocuk dahi bir yetişkinin zihnine etki edebilir.

İletişim ve etkileşim çağındayız. Her şeyin yolu insan ilişkilerinden geçmekte ve iletişim süreci içinde her saniye insanlar karşılıklı olarak birbirini programlamakta. Zihnimizdeki programlar; bizim davranışlarımıza, yaşantımıza yansıyan inanç ve değerlerimizdir. Bizim bir şeyi yapmamızı ve yapmamamızı sağlayan zihnimizin içinde yatanlardır.

Tabi ki bu programlama süreci içinde sadece başka insanlar bizim üzerimizde etki sahibi değildir. Bizde kendi kendimizi programlarız çoğu zaman. 

Yaşam bize zihnimizdekileri getirir. Biz insanlar bedensel olarak somut bir varlık olduğumuz kadar ruhumuz ve zihnimizle de soyut bir varlığız. Ama her geçen gün maddeselliğin daha çok ön plana çıktığı yaşadığımız şu dünyada artık soyut varlığımızı yok saymaya başladık. Bedenimizin tüm gerçekliklerini kabul ederken zihnimizi ve ruhumuzu ihmal etmeye başladık. Oysa soyut varlığımız işlevini fazlasıyla sürdürmekte. Sadece biz onu görmemezlikten geliyoruz. İşte bu yüzden siz zihninizin içine ne koyarsanız onları yaşarsınız. Bazı insanlar vardır; “Korktuğum başıma geldi” derler. Bu çok normaldir çünkü zihinlerinde korktukları şeyi düşünerek onu kendilerine çağırmış olurlar. Zihinde hep olumsuz olanları, başına gelebilecek aksilikleri, yaşayabilecekleri acıları yani bardağın boş tarafını düşünenler, bunları yaşamayı garanti altına almış olurlar. Oysa zihnin içinde hep mutlulukları, umutları, barındıranlar yaşamın bir noktasında onlarla karşılaşırlar. Aslında yaşam bizim baktığımız bir ayna gibidir. Eğer siz aynaya zihninizin içindeki korkularla, endişelerle ve karamsarlıklarla bakarsanız ; aynada size bunları yansıtacaktır. Ama içinizdeki güzellikleri, olumlu inançları, cesareti ve umudu yansıtırsanız aynaya, hayal ettiğiniz hazine yaşamın bir köşesinde sizi bekliyor olacaktır. Yaşamın bize ne gibi sürprizler hazırladığını hiç birimiz bilemeyiz. Ama bu sürprizleri güzel kılmak, onlara şekil vermek bizim elimizdedir. Yaşamın size ne gibi sürprizler sunmasını istiyorsanız kendi zihninizi ona yönlendirin. Eğer acı çekmek istiyorsanız acılarla programlayın zihninizi ve mutlu olmaksa dileğiniz mutluluğu koyun zihninizin içine; koyun ki onu yaşayabilesiniz.

Sürekli olarak programlanmakta ve programlamaktayız. Bu yüzden tek sorumluluğunuz kendi zihninize karşı da değildir. Diğer insanları nasıl etkileyip, yönlendirdiğiniz belki de çok daha ağır bir sorumluluktur. İstemeden de olsa bir insana zarar vermek hiç birimiz için istenen bir durum değildir. Bu sebeple çevrenizde; en yakınınızdan en uzağınıza, hatta yolda karşılaştığınız ve sadece merhabalaştığınız adama karşı bile sorumluluklarınız vardır. Söyleyeceğiniz tek bir sözcük bile siz ve karşınızdaki farkında olmasa da o kişinin yaşantısını değiştirecek bir rol oynayabilir. Bu büyük sorumluluktan dolayıdır ki iki kere düşünüp bir kere konuşmalıyız. Örneğin yanınızda bardak düşüren bir insana “Ne kadar da sakarsın” dediğinizi düşünün. Bunu gülerek ve şaka olsun diye söylemiş dahi olsanız aslında o kişiye zarar vermiş olursunuz. Çünkü o anda o kişi elindeki bardağı düşürmüştür ve bu bir davranıştır. Siz ona “Sakar” diyerek onun bardağı düşürme davranışını onun kişiliğinin bir parçasıymış gibi ifade etmiş olursunuz. “Sakar” kelimesi bir kişilik ifadesidir. Siz bunu bardağı düşüren kişiye söylediğiniz anda onun zihnini derinliklerinde “Ben sakarım” programını yaratmış olursunuz. Böylece onun sadece bir kerelik olsun yaptığı bir davranış onun kişiliğine genellenmiş olur. Bu genelleme sonucunda, zihninde oluşan programın etkisiyle bir kere gösterdiği bu davranışı sürekli göstermeye başlayacaktır. Çünkü “Sakar olmak” ile “Sakarlık yapmak” arasındaki ince çizgi bir kişinin tüm hayatını etkileyecek bir zincir oluşturur. Bu tür söylemleri sürekli birbirimize karşı kullanmaktayız. Çocuklarımıza “Tembel” diyoruz. Onların sadece bir süreliğine göstermiş oldukları “Çalışmama davranışını” sanki onun kişiliğiymiş gibi aksettiriyoruz. Bu da sadece çocuğumuzun tembelliği onun kimliğinin bir parçası haline getirmesine sebep oluyor. Biz ona tembel dedikçe o ders çalışmaktan temelli vazgeçiyor çünkü biz ona “tembel olmak” kişiliğini yüklemiş oluyoruz. Bu yüzden insanların kişilikleri ile davranışlarını ayrı tutmak zorundayız. Davranışlar gelip geçici olabilir. Ne zamanki biz onları kişiliğe genelleriz işte o zaman köklü ve kalıcı hale gelirler.

Kendi zihnimize karşı ve diğer insanların zihinlerine karşı olan bu hassas sorumluklarımızı yerine getirebilmek için her şeyden önce kendi zihnimizi eğitmeliyiz. Bu sayede hem insanlara zarar vermemiş oluruz hem de diğer insanların istemeden de olsa bizim zihnimize zarar verme olasılığını en aza indirebiliriz. Her şeyden de önemlisi; zihnimizin kontrolünü elimize aldığımızda, içimizdeki gerçek bizi ortaya çıkarmayı başarabiliriz..

 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - -
Ne Kadar Gerçeksiniz? başlıklı 2239 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu