• slideshow1
  • slideshow2
  • slideshow3
  • slideshow4

Kadın Erkek İlişkileri

Yorum :0
Kategori : İlişkiler
Kadın Erkek İlişkileri

Erkeler ve kadınlar. Sonu gelmez bir sürtüşmenin ayrılmaz iki parçası gibidirler. Bir birleri olmadan da yapamazlar, birlikte de. Çekişmelerin arasında birbirlerini bir elmanın iki yarısı gibi tamamladıklarını fark ederler 40 yıllık evliliklerinin sonunda. 

Fizikteki “zıt kutupların birbirini çekmesi” kanunda olduğu gibi çekilirler birbirlerine doğru. Farklı karakterler ve hayta dair farklı bakış açıları. Bunlar çekiyor insanı. Sonra bu çekenler nedense probleme dönüşüyor ilişki ilerledikçe. İlişkinin başında çok fazla konuşmayan erkek, kadın tarafından “Gizemli” olarak nitelendirilip, bu yönü onu çekerken, zaman geçtikce “İlgisiz ve Duygusuz” damgası yiyor. Erkeğini konuşturmaya çalışan kadının, başarısız oldukça artıyor öfkesi.

Sürekli ilgi bekleyen, sevildiğini duymak isteyen, erkeğinden onu mutlu edecek sürprizler umut eden bir kadın ve duygularını gizleyen “Onu sevdiğimi herhalde artık anlamıştır” düşüncesiyle kılını kıpırdatmayan bir erkek. Sonu iste bitmek tükenmek bilmeyen bir çatışma.

Kadına sorarsanız; erkeklerin duygusuz, ince düşünmekten son derece uzak, pintice sevgisini sakınan, şefkat göstermekten hiç anlamayan, fiziksel tatminini ön planda tutan, ön sevişmeyi zaman kaybı olarak gören ve onu çileden çıkartan ama nedense vazgeçemediği bir varlık olduğunu söyleyecektir. Erkek ise kadınların isteklerinin hiç bitmeyeceğini düşünmektedir. Kısa ve Öz. Kadınların isteklerini tatmin ettikçe her defasında bir yenisinin çıkacağını düşünen erkek, baştan vazgeçmiştir çaba göstermekten. Başında yapılan dır dırları dinleyip, televizyonunu seyretmekle meşguldür. Asla kazanamayacağına inandığı bir savaşa girmeye hiç niyetli değildir. Sabrı taştığında kaba güce başvuran erkekler ise bunun geçici bir çözüm olduğunun zaten farkındadırlar. Kadınsa sevildiğini, ilgilenildiğini hissetmek için mücadeleden vazgeçmeye hiç niyetli değildir.

Şimdi akşam yorgun bir şekilde eve gelen erkek ile kadın arasındaki diyologa bir kulak verelim:

Eşi geldiğinde kadın evde yemek yapmakla meşguldür. Merakla sorar kocasına:

“Hayatım günün nasıl geçti?”

“İyi”

“ ???????????”

“ Neden bana öyle bakıyorsun?”

“ İyi de ne demek, ben sana neler yaptığını soruyorum, seninle ilgilenmeye, sohbet konusu açmaya çalışıyorum ama sen sadece iyi deyip geçiştirmeye çalışıyorsun. Artık benimle konuşmak bile zor geliyor sana Rahmi!”

“ Neriman başlama yine Allah aşkına. Hadi sen söyle senin günün nasıl geçti, iyimiydi bari?” (Erkek çaresizce kavgadan kaçma eğilimi göstermektedir. Ama elbette hiç şansı yoktur!)

 “Sorma: (zaten öylesine sormuş olan erkek başına geleceklerin bilincinde çaresiz bakışlarla dinlemeye başlar) sen sabahleyin çıktın. Hemen ardından ben çıkacaktım değil mi?(onay bekler) Ama öyle olmadı çünkü tavada yumurtayı unuttum. Yumurta yanınca etrafı aldı bir koku. Ayşe hanım kapıya gelmesin mi! Yangın çıktı zannetmiş kadıncağız. Yumurtayı yaktığımı anlattım, o da bir keresinde taze fasülye pişirirken ocakta unutmuş neredeyse evi hatta apartmanı yakıyormuş. Hem biliyor musun Ayşe hanımın kocası bir işler çeviriyor sanki. Adam eve son iki haftadır geç geliyor şöyle saat üç gibi falan kesin karısını aldatıyor. Sen öyle bir şey yapmazsın değil mi? Bak yaparsan ne olacağını biliyorsun. Neyse ne anlatıyordum? Ha tam çıkacaktım, mavi gömleğim var ya hani geçen ay çok beğenip almıştım da üstüne mürekkep dökülmüştü. Canım sen de biliyorsun kuru temizlemecide bir hafta kalmıştı da sinir olmuştum ya. Neyse altına da gri pantolonumu giyecektim ama ütüsüzmüş oturdum bir saat ne giysem diye düşündüm. En sonunda mecburen siyah pileli kadife eteğimi giydim, ayy o eteği de hiç sevmem ya. Neyse güç bela çıktım evden. Arabaya bindim, arabayı da temizletsek diyorum artık her yeri kir içinde en son ne zaman yıkamaya vermiştik? Bir ay oldu mu?. Ne anlatıyordum? Yola çıktım. Ehliyet almak bu kadar kolaylaştı mı önüne gelen ehliyet almış. Sinir oldum bütün yol. Belediye de çalışmıyor. Trafik ışığı olması gereken yerde ışık yok! Neyse sonunda ofise zar zor vardım. O saatlerde trafiğe çıkmak problem biliyorsun. Ha arabayı park edeceğim yer yok! Ofisteki Gamze her gün benim yerime park ediyor. Kaç kere de söyledim, anlamıyor, bir gün vallahi saç saça baş başa gireceğiz bu kızla. İş yerinde de hep Semih’in peşinde ayol evli barklı adam...”

“ Yemekte ne var?” (Çaresizliği son noktaya ulaşan erkek konuyu değiştirme umuduyla hayatının hatasını yapar.)

“ Rahmi sen beni dinlemiyor musun? Yemekten başta düşündüğün bir şey yok zaten. Ben senin hizmetçin miyim? Hem günümün nasıl geçtiğini soruyorsun hem de hiç dinlemiyorsun üstelik bir de sözümü kesiyorsun. Evlendiğimiz günden beri hep böylesin zaten! Beni dinlemiyorsun, dinlemediğin için anlamıyorsun ve biz de bu yüzden anlaşamıyoruz...”

Kadınlar ve erkekler, yaşamış oldukları bu gibi manzaralara karşısında çeşitli inançlar geliştirirler. “Eşim beni anlamıyor ve başta olduğu gibi sevmiyor.

 “Beni hiç anlamadığını ve anlamaya çalışmadığını düşünüyorum.” 

“ İlişkimizin ilk yıllarındaki heyecan, sevgi, hoşgörü ve paylaşım kalmadı artık.”

 “Hiç bir şey eskisi gibi değil.” 

“ Sanki bir şeyler koptu aramızda, sanki biz bir şeyleri kaybettik...” 

Aslında kaybedilmiş bir şey yoktur. Sadece insanlar ilişkinin başlangıcında gösterdikleri hassasiyete gerek duymamaktırlar. İlişkinin ileri zamanlarında dünyayı algılayışlarındaki farklılıkları daha rahat bir şekilde ortaya koymaya başlarlar.Çünkü artık birbirlerine sahip olduklarından eminlerdir. Daha rahat ve daha dürüsttürler aslında.

İnsanlar olaylara yaklaşımları bakımından ikiye ayrılırlar;

1. Genelleyiciler.

2. Detaycılar.

Detaycılar anlatımlarında ve algılayışlarında detaya çok önem veririler. Onlar için sır detayda saklıdır. Her türlü konuda detaylara girerler. Çünkü kendileri detaylara göre algıladıklarından dolayı, karşılarındaki kişilerinde detaylarla anlayabileceklerini düşünürler. Amaçları sıkmak değil, anlatabilmektir. Onların dünyasında gerçekler ayrıntılarda gizlidir.

Genelciler ise hayatı bütünsel olarak algılarlar. Ayrıntılar onlar için gereksiz ve laf kalabalığıdır. Başka bir deyişle; “Günün nasıl geçti?” sorusuna verilen “İyi” cevabı onların dünyasında her şeyi anlatmak için yeterlidir.

Türk toplumunda erkeklerin çoğu genelci iken, kadınlar detaycıdır. Dolayısıyla kocasının “İyi” cevabından kadın tatmin olmamaktadır. Buradaki önemli nokta kadının eşi onunla ilgilenmediği için değil, genelci bir yapıya sahip olduğu için o cevabı verdiğini anlamasıdır. Adam kendi dünyasına göre gerekli olan cevabı vermiştir. Erkek ise karısının onu sıkmak amacıyla değil, detaycı yapısından dolayı uzun anlatımlarda bulunduğunu, onun dünyayı algılama şeklinin detaycılık olduğu gerçeğine saygı gösterecek bir bakış açısı benimsemelidir. 

Elbette ki ilişkinin başlarında bu ayrım bu kadar belirgin değildir. Bunun iki sebebi vardır. Yaşanan yoğun duygular sebebiyle kişi ileride kendisini rahatsız edecek davranışları göz ardı etmeyi başarır. Diğer sebep ise kişilerin birbirlerine göre davranmaya gösterdikleri özendir. İlişki ilerleyip, sahiplenme duygusu arttıkça bu özen azalır ve çiftler birbirlerine göre davranmaktan çok, kendilerine göre davranmaya başlarlar. 

Eşler birbirlerinin genelci-detaycı karakterlerine karşı farkındalıklarını arttırmayı başardıklarında ilişkinin başındaki anlayışa dönebilir ve karşılıklı bir uzlaşma yolu oluşturabilirler. Erkek kendini biraz daha detaya girmeye zorlarken, kadın ayrıntıların bir kısmını aktarmama yolunu seçebilir. Önemli olan ilk heyecanla gelen hassasiyeti, ilişki içerisinde tekrar oluşturmak ve davranışları yeniden şekillendirmektir. Bu temelde çiftler için çok zor bir çaba gerektirmez. Çünkü yapmaları gereken tek şey; en başta yapmayı zaten başardıkları yaklaşımı, tekrar harekete geçirmektir.

 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - - - -
Kadın Erkek İlişkileri başlıklı 5882 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu